24 Nisan 2011 Pazar
berk' ten ilham
VII
senin kaygılarını paylaşıyorum, dedi bir tümce (durduğu yerden, bir kenar yazısı gibi)
ilhan berk
şeyler kitabı
s. 136
20 Nisan 2011 Çarşamba
yirmi nisan rüyası
ne garip! dedi kadın;
... sana dair rüyalarım hep mutfakta başlıyor... yine orda karşılaştık, ben tam buzdolabının önünde aval aval bir şeyler bakınırken girdin sen mutfağa... hiç konuşmadık hatta bakışmadık bile... buzdolabına yöneldin ve içindeki ıslak mavi havluyu aldın. gittin geldin diğer iki tanesini de... en son içinde buzların yüzdüğü su dolu tencereyi almaya geldiğinde...yana çekilip buyrun dedim... orda dursam geçemezdin... tenin tenime dokunurdu... sana yolu açınca belli belirsiz bir şeyler söyledin... sormadım ne oldu, hayırdır diye, belli ki bir hastanız var ve bedenine soğuk pansuman yapıyorsunuz...
... şimdi bir sokağın köşesindeler, yokuşun ortasında bir sokak, aşağıdan 2 kişi geliyor, muhtemelen adamın okul arkadaşları, adama sesleniyorlar, yukarı yolun köşesinden de gülümseyerek bir başkası geliyor... aşağıdan gelenler yukarıdan gelene gülümsüyor, yukardan gelen onlara 'selam karabüklüler' diye sesleniyor... kadın anlamsızca o sarılma anının ortasında... adam da de hiç konuşmadan yanı başında...
... bir eve doğru yürüyorlar hep birlikte, evin önü kalabalık, bir sürü insan, uğultusu ile orda.. bir kişi etrafında öbeklenmişler, pansuman yapılan hasta o olmalı diye düşünüyor içinden kadın... hastanın başında pansuman yapan bir genç kadın... yanlarına doğru geliyor... içeri geçiyorlar hep birlikte , içerde adamın annesi var... kadına başı ile adamı gösterip sitem ediyor adamdan yana kadına, işte!, diye...
... evin oturma odasındalar, bir koltukta yanyana, adam bakıp gülümsüyor, hatta kadının elini avcunun içine alıp kendi kendine mırıldanıyor, kadın adamın dediğinden hiç bir şey anlamıyor ama adam tıpkı o gözlük arası bakışı gibi bakmakta, kadın bu bakışı biliyor, içten, içinden mutlu oluyor , sessizce..
... o sırada adamın telefonun çalıyor, sırf adam rahat konuşsun diye kadın, kalkıp dışarı yönelmek istediğinde, adam onu kolundan kavrayıp geri oturtuyor , adam konuşmadan kapatıyor telefonu ve o an laptop ekranda bir msn mesajı... 'seni seviyorum' ! yazıyor.. (insanın rüyasında msn mesajı görmesi ne kadar anlamsızlık katan bir şey...) mesajı gören kadın açılan kamera açısının dışında kalmaya özen göstererek bu defa kalkıp karşı koltuğa oturuyor, adam gözucuyla kadına; yanında, orda kalmasını söylediğinde, kadın da ekrandaki kamera görüntüsünü göz ucuyla işaret ediyor, adam ekranı kapatıyor...
... sessiz ve bakışarak anlaşmak..
... şimdi farklı bir mekandalar, burası kadına daha tanıdık, koltuklar, örtüler hep dağılmış, alelacele düzeltirken gözü 3 gündür koltuk üzerine fırlatılmış sütyenini arıyor, yok! adam koltuklardan birine oturuyor, mekanda bir kaç kişi daha var, aynı mekandalar ama yine konuşmuyorlar, kadının üzerinde hep adamın o gözlük arası bakışı, kadın yine sessiz ve hatta -çaktırmadan- sinsice mutlu...
ah! kediler.. evet kediler… adam kadına tarçını soruyor ne yapıyor diye, oysa kadının kedileri başka, tarçın kardeşinin kedisi... kadın adama kamil ve filçiği anımsatıp onların kedi hallerini anlatıyor… gülümsüyorlar...
...
kadın biraz önce uyandı...
ve ne gariptir ki; rüyada gördüğünün sen olduğunu tekrar mutfağa kahve suyu koymak için gittiğinde, buzdolabını görünce anladı…
unutmasın diye de yazdı…